Yazarın sesi, yalnızca kullandığı güzel sözcüklerden oluşmaz. Neye baktığı, hangi ayrıntıyı seçtiği, cümleyi nerede kestiği, neyi açıkça söylediği ve neyi okura bıraktığıyla oluşur. Aynı olayı iki yazar anlattığında ortaya çıkan farkın önemli bölümü sestir.
Kendi sesini bulmak, daha önce hiç kimsenin kullanmadığı cümleler icat etmek anlamına gelmez. Çok okumak, denemek, etkilerden geçmek ve zaman içinde size ait seçimleri fark etmekle gelişir.
Ses İle üslup arasındaki fark
Bu iki kavram çoğu zaman birbirinin yerine kullanılır. Yazar sesi, metinler boyunca hissedilen temel bakış ve duyarlılıktır. Üslup ise belirli bir eserde seçilen dil, ritim, anlatım mesafesi ve biçimdir.
Aynı yazar çocuk kitabında ve yetişkin romanında farklı üslup kullanabilir. Yine de dünyaya bakışındaki bazı özellikler iki metinde de hissedilebilir.
Sesinizi zorla özgünleştirmeyin
Yeni yazar, sıradan görünmemek için aşırı benzetme, nadir sözcük ve alışılmadık cümle yapıları kullanabilir. Bu çaba metnin önüne geçtiğinde okur anlatılanı değil, yazarın farklı görünme gayretini fark eder.
Özgünlük çoğu zaman fazlalık eklemekten değil, hangi ayrıntının gerçekten size ait olduğunu seçmekten doğar. Başkasının görmediği küçük çelişkiyi görmeniz, gösterişli bir sözcükten daha güçlü olabilir.
Taklit ederek öğrenmek
Sevdiğiniz bir yazarın kısa paragrafını seçin. Cümle uzunluklarını, fiilleri, ayrıntı sırasını ve ritmi inceleyin. Ardından aynı yapıyı başka bir konuya uygulayarak yeni paragraf yazın.
Bu çalışma yayımlanacak metin için değil, tekniği anlamak içindir. Ressamların usta eserleri kopyalayarak fırça hareketini öğrenmesi gibi, yazar da farklı seslerin nasıl kurulduğunu deneyebilir.
Bir süre sonra farklı yazarlardan öğrendiğiniz araçlar kendi malzemenizde birleşir. Amaç bir yazarı sürekli taklit etmek değil, birçok seçeneği deneyerek size uyanı bulmaktır.
Konuşma sesinizi dinleyin
Bir arkadaşınıza kitabınızın konusunu anlattığınızda kullandığınız doğal cümleleri kaydedin. Sonra yazılı metninizle karşılaştırın. Yazarken bir anda resmî, ağır veya kendinize yabancı bir dile geçiyor musunuz?
Yazı dili konuşmanın aynısı değildir. Fakat konuşurken taşıdığınız canlılık ve açıklık, metindeki yapay tabakayı görmenize yardımcı olabilir.
Seçimlerinizin haritasını çıkarın
Son yazdığınız üç metni inceleyin. Uzun mu kısa mı cümleler kullanıyorsunuz? Mizaha ne kadar yer veriyorsunuz? Somut ayrıntıya mı düşünceye mi daha hızlı gidiyorsunuz? Anlatıcı okura yakın mı uzak mı duruyor? En çok hangi temalara dönüyorsunuz?
Bu özelliklerin hangileri bilinçli, hangileri alışkanlık? Bazıları sesinizi kurarken bazıları metni sınırlayabilir. Örneğin sürekli kısa cümle kullanmak güçlü bir ritim yaratabilir, fakat her sahnede aynı tempo tekdüzelik doğurur.
Farklı biçimlerde aynı paragraf
Aynı olayı üç kez yazın. Birincide sade ve çıplak, ikincide mizahi, üçüncüde şiirsel bir dil kullanın. Ardından hangi versiyonun size doğal geldiğini ve hangisinin konunun duygusuna hizmet ettiğini değerlendirin.
Ses yalnızca “Ben böyle yazıyorum” inadı değildir. Eserin ihtiyacıyla yazarın doğal eğilimi arasında kurulan dengedir.
Ses ne zaman oturur?
Tek bir alıştırmayla kalıcı ses bulunmaz. Düzenli üretim ve yeniden yazma gerekir. İlk metinlerde etkilenmeler daha görünür olabilir. Zaman içinde neyi sevdiğiniz kadar neyi kullanmak istemediğiniz de belirginleşir.
Okur geri bildirimi yardımcıdır. Farklı metinlerinizde insanların tekrar tekrar belirttiği özellikler, sizin fark etmediğiniz ses unsurlarını gösterebilir.
Yedi günlük ses laboratuvarı
Birinci gün aynı anıyı kısa ve uzun cümlelerle iki kez yazın. İkinci gün mizahı artırıp sonra tamamen çıkarın. Üçüncü gün birinci kişiyle, dördüncü gün dışarıdan bir anlatıcıyla deneyin. Beşinci gün yalnızca somut ayrıntı, altıncı gün ağırlıkla düşünce kullanın. Yedinci gün bütün metinleri okuyup size doğal gelen seçimleri işaretleyin.
Bu deneyin amacı tek bir doğru üslup bulmak değildir. Hangi araçların sizi açtığını, hangilerinin yapaylaştırdığını görmektir. Seçtiğiniz kitabın ihtiyacı başka bir eserde değişebilir.
Sık sorulan sorular
Sevdiğim yazara benzemem kötü mü?
Başlangıçta etkilenme olağandır. Tek bir yazarı uzun süre kopyalamak yerine farklı yazarları ve türleri okuyun. Kendi malzemeniz ve seçimleriniz arttıkça benzerlik azalır.
Sade dil üslupsuzluk mudur?
Hayır. Sadelik de bilinçli bir üsluptur. Sözcük gösterisinden kaçınırken ritim, ayrıntı ve bakış açısı güçlü bir ses kurabilir.
Her kitapta aynı ses mi kullanılmalı?
Temel duyarlılığınız korunabilir fakat anlatıcı, tür ve hedef okur üslubu değiştirir. Çocuk kitabıyla iş kitabının aynı cümle düzenini kullanması gerekmez.
Sonuç
Yazar sesi keşfedilmeyi bekleyen gizli bir nesne değildir. Okuma, gözlem, deneme ve seçimlerle kurulur. Başkalarından etkilenmekten korkmayın. Tek bir yazarı kopyalamaya kapanmadan farklı teknikleri deneyin.
Kendi konuşma doğallığınızı, ayrıntı seçiminizi ve cümle ritminizi inceleyin. Sesiniz, farklı görünmeye çalıştığınız yerde değil, anlatmak istediğiniz şeye en doğru biçimi verdiğiniz yerde güçlenecektir.
