Kitap yazmak isteyen pek çok insanın ilk cümlesi aynıdır. “Aklımda uzun zamandır bir kitap var.” Bu cümlenin ardından çoğu zaman işlerin yoğunluğu, yeterli zamanın bulunmaması, nereden başlanacağının bilinmemesi ya da biraz daha araştırma yapma ihtiyacı gelir. Aylar, bazen yıllar geçer. Kitap fikri zihinde yaşamaya devam eder fakat dosyada tek bir sayfa bile oluşmaz.
Bu durum çoğu zaman isteksizlikten kaynaklanmaz. İnsan kitabını gerçekten yazmak ister. Onu durduran şey, yazma arzusunun altında saklanan başka bir korku veya belirsizliktir. Bu engel doğru biçimde adlandırılmadığında kişi kendisini tembel, disiplinsiz ya da yeteneksiz sanabilir. Oysa ilk yapılması gereken daha fazla çalışmaya zorlanmak değil, hareketi durduran asıl nedeni görmektir.
Yazma İsteği İle yazmaya başlamak arasındaki mesafe
Bir kitap fikrini taşımak güvenli bir durumdur. Fikir zihindeyken kusursuzdur. Henüz eleştirilmemiş, reddedilmemiş ve yetersiz bulunmamıştır. Yazmaya başlandığı anda ise fikir görünür hâle gelir. Cümleler düşündüğünüz kadar güçlü çıkmayabilir. Bölümler dağılabilir. Başlangıçta çok parlak görünen konu birkaç sayfa sonra sıradanlaşabilir.
İnsan bazen kitabını korumak için onu yazmaz. Zihnindeki güzel ihtimali, ortaya çıkacak kusurlu taslaktan daha değerli bulur. “Bir gün yazacağım” cümlesi bu nedenle rahatlatıcıdır. Hem yazarlık hayalini yaşatır hem de insanı başarısız olma ihtimalinden uzak tutar.
Fakat hiçbir kitap zihinde tamamlanmaz. Kitap, kusurlu cümlelerin üzerinde çalışılarak oluşur. Yazarın ilk görevi harika yazmak değil, üzerinde çalışabileceği bir metin meydana getirmektir.
Sizi durduran engel hangisi?
Başlayamamanın arkasında genellikle beş temel neden bulunur.
Birincisi belirsizliktir. Kişi kitabının konusunu bildiğini düşünür fakat kime seslendiğini, hangi sorunu ele aldığını ve okura ne kazandıracağını henüz belirlememiştir. Böyle bir durumda boş sayfanın karşısına oturmak zorlaşır. Çünkü zihin yazmaya değil, aynı anda onlarca karar vermeye çalışır.
İkincisi yetersizlik korkusudur. “Ben kimim ki bu konuda kitap yazayım?” sorusu daha ilk bölümün önüne geçer. Kişi yazabilmek için her şeyi bilmesi, benzersiz bir hayat yaşamış olması veya toplum tarafından önceden onaylanması gerektiğini sanır.
Üçüncüsü mükemmeliyetçiliktir. İlk cümlenin kitabın son hâlindeki kadar güçlü olması beklenir. Yazılan her paragraf anında yargılanır. Böylece yazan kişiyle editör aynı masaya oturur ve birbirinin işini engeller.
Dördüncüsü görünür olma korkusudur. Kitap yalnızca düşüncelerin yayımlanması anlamına gelmez. İnsan kendisini de başkalarının değerlendirmesine açar. Yakın çevrenin ne söyleyeceği, okurların nasıl karşılayacağı ve eleştirilerin nasıl taşınacağı zihni meşgul eder.
Beşincisi plansızlıktır. İnsan bir kitap yazmak ister fakat bu isteği takvime yerleştirmez. Yazmak, boş zaman bulunduğunda yapılacak bir işe dönüşür. Boş zaman ise günlük hayatın içinde kendiliğinden ortaya çıkmaz.
Bahaneler İle gerçek nedenleri ayırmak
“Vaktim yok” cümlesi her zaman zaman eksikliğini anlatmaz. Bazen ne yazacağını bilmeyen kişi, belirsizliğini zaman sorunu gibi görür. “Biraz daha araştırmalıyım” diyen kişi aslında yazdıklarının yetersiz bulunmasından korkabilir. “Doğru zamanı bekliyorum” sözü, ilk taslağın kusurlu olmasına izin veremeyen bir zihnin savunması olabilir.
Kendinize şu soruyu sorun. Yarın sabah üç saatlik boş vaktim ve sessiz bir çalışma odam olsaydı, kitabımın hangi bölümünü yazacağımı kesin olarak bilir miydim?
Cevabınız hayırsa temel sorununuz zaman değildir. Kitabınızın yönü henüz açıklığa kavuşmamıştır. Cevabınız evetse ikinci soruya geçin. O bölümü yazdıktan sonra birinin okuyacağını bilmek beni tedirgin eder miydi? Bu soruya güçlü bir evet veriyorsanız görünürlük veya yetersizlik korkusu üzerinde durmanız gerekir.
Başlamak İçin bütün kitabı bilmeniz gerekmez
Yazmaya başlamadan önce kitabın her ayrıntısını çözmek mümkün değildir. Fakat ilk çalışma dönemini yönetecek kadar açıklık gerekir. Bunun için üç cümlelik küçük bir başlangıç kâğıdı hazırlayabilirsiniz. İlk cümlede kitabınızın kimin için olduğunu yazın. İkinci cümlede bu kişinin hangi sorunu, merakı veya ihtiyacıyla ilgilendiğinizi belirtin. Üçüncü cümlede kitabı bitirdiğinde neyi daha iyi anlayacağını ya da yapabileceğini anlatın.
Örneğin “Bu kitap, uzun zamandır yazmak istediği hâlde nereden başlayacağını bilemeyen yetişkinler içindir. Kitap, fikir seçme, plan kurma ve düzenli yazma sorunlarını ele alır. Okur kitabın sonunda fikrini uygulanabilir bir taslağa dönüştürebilir.” Bu üç cümle edebî olmak zorunda değildir. Görevleri kitabı tanıtmakten çok, yazara yön göstermektir. Önünüzdeki ilk bölüm bu çerçeveden çıkar.
Yirmi dakikalık İlk adım
Başlamak için kendinize büyük bir hedef vermeyin. “Bugün kitabımı yazmaya başlıyorum” cümlesi ağır gelebilir. Bunun yerine yirmi dakikalık bir çalışma yapın.
İlk beş dakikada kitabınızla ilgili bildiğiniz her şeyi maddeler hâlinde yazın. Sonraki beş dakikada okurun sorabileceği on soruyu sıralayın. Ardından bu sorulardan size en canlı gelen birini seçin ve on dakika boyunca cevabını yazın. Cümleleri düzeltmeyin, giriş aramayın ve metnin ne kadar iyi olduğunu ölçmeyin.
Bu çalışma size kitabın tamamını vermez. Fakat zihindeki soyut isteği görünür bir metne dönüştürür. Başlamanın psikolojik ağırlığı da ilk sayfayla birlikte azalır.
Başlamayı geciktiren üç yanlış beklenti
İlk yanlış beklenti, kitabın bütün planını daha başlamadan görebilmektir. Sağlam bir yön gerekir fakat yazma süreci size yeni sorular da gösterecektir. Plan, keşfi ortadan kaldırmak için değil, keşfin dağılmasını önlemek için kullanılır.
İkinci beklenti, uzun ve kesintisiz zaman bulmaktır. Birçok kitap, hayatın içinden ayrılmış küçük çalışma alanlarında büyür. Haftada üç kez kırk dakika, ilk bakışta az görünebilir. Fakat bu süre belirli bir görevle kullanıldığında birkaç ay içinde ciddi bir taslak meydana getirir.
Üçüncü beklenti, başlangıçtan itibaren kendinizi yazar gibi hissetmektir. Çoğu insan yazmaya başladıktan, bir düzen kurduktan ve sayfalarının arttığını gördükten sonra bu kimliğe yaklaşır. Duygunun davranıştan önce gelmesini beklerseniz uzun süre bekleyebilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Kitap yazmaya başlamadan önce eğitim almak şart mı?
Şart değildir. Fakat konu seçimi, yapı kurma, anlatım tekniği ve düzenli çalışma alanlarında iyi bir eğitim, deneme yanılma süresini kısaltabilir. Eğitim sizi yazar yapan bir belge sunmaz. Elinizdeki fikri daha bilinçli biçimde işlemenize yardımcı olur.
Önce çok okumalı, sonra mı yazmalıyım?
Okuma ve yazmayı birbirinin ardından gelen iki dönem gibi düşünmeyin. Bir yandan yazarken bir yandan konunuzla ve türünüzle ilgili kitapları okuyabilirsiniz. Yalnızca hazırlanmak için yıllarca beklemek, araştırmayı erteleme aracına dönüştürebilir.
İlk olarak kitabın girişini mi yazmalıyım?
Zorunlu değildir. En açık gördüğünüz bölümden başlayabilirsiniz. Giriş, kitabın tamamı ortaya çıktıktan sonra çoğu zaman yeniden yazılır. Başlangıç sırası ile kitabın okur karşısındaki sırası aynı olmak zorunda değildir.
Sonuç
Sizi durduran şeyi adlandırabildiğiniz anda onunla çalışmaya başlayabilirsiniz. Belirsizlik planla, yetersizlik korkusu küçük üretimlerle, mükemmeliyetçilik taslağa izin vererek, görünürlük korkusu kontrollü paylaşımlarla ve zaman sorunu düzenli bir takvimle aşılır. Bugün kitabınızın tamamını çözmeniz gerekmiyor. Yalnızca sizi durduran gerçek nedeni dürüstçe görmeniz ve ona uygun küçük bir adım atmanız gerekiyor. Bir sonraki adım olarak “Ben Kimim ki Kitap Yazayım?” düşüncesini ele alan rehbere geçebilir, yazarlık hakkındaki iç sesinizi daha yakından inceleyebilirsiniz.
