“Kitabımı bastırmak istiyorum” cümlesi, ilk bakışta “kitabımı yayımlamak istiyorum” ile aynı anlama gelebilir. Oysa yayıncılık açısından aralarında önemli bir fark vardır. Bastırmak, çoğunlukla hazırlanmış sayfaları fiziksel bir ürüne dönüştürme işidir. Yayımlamak ise metni okura sunulabilecek bir esere dönüştüren bütün kararları kapsar.
Bir matbaa kusursuz baskı yapabilir; fakat metnin yapısını düzeltmek, kapak stratejisi kurmak, kitabı satış kanallarına hazırlamak veya okurla buluşturmak matbaanın doğal görevi değildir. Bu ayrımı bilmeyen yazar, elinde çok sayıda kitap olduğu hâlde aslında yayın sürecinin başında kaldığını geç fark edebilir.
Kitap bastırmak ne demektir?
Baskı, teknik bir üretim hizmetidir. Hazır iç sayfa ve kapak dosyaları belirlenen özelliklere göre çoğaltılır. Kitabın ebadı, kâğıdı, cilt biçimi, renk kullanımı, kapak malzemesi ve adedi seçilir. Matbaa, verilen dosyanın baskıya uygunluğunu teknik açıdan kontrol eder ve üretimi gerçekleştirir.
Matbaa metnin iyi olup olmadığına, bölüm sırasının çalışıp çalışmadığına veya kapağın hedef okura doğru mesaj verip vermediğine karar vermek zorunda değildir. Dosyada bir yazım hatası varsa onu çoğaltır. Sayfa düzeni yorucuysa onu da aynı biçimde üretir. Bu nedenle “baskıya hazır dosya” yalnızca açılabilen PDF değil, editoryal ve tasarımsal işlemleri tamamlanmış dosya demektir.
Kitap yayımlamak ne demektir?
Yayımlamak, eserin kamuyla buluşmasını organize etmektir. Süreç çoğu zaman şu çalışmaları içerir:
- Dosyanın yayın kurulunca veya editör tarafından değerlendirilmesi
- Geliştirici editörlük, redaksiyon ve son okuma
- Kapak ve iç sayfa tasarımı
- ISBN, bandrol ve gerekli yayın kayıtları
- Matbaa ve üretim yönetimi
- Fiyatlandırma, dağıtım ve satış kanalları
- Tanıtım, basın ve okur iletişimi
- Satış takibi, iade, telif raporu ve ödeme süreçleri
Yayınevi yalnızca kitabın üreticisi değil, yayın kararının ve okura ulaşma organizasyonunun sorumlusudur. Elbette her yayınevinin kapasitesi ve hizmet kapsamı farklıdır. Bu nedenle bir kurumun adında “yayınevi” bulunması, bütün bu çalışmaların aynı nitelikte yapılacağını garanti etmez.
Aradaki fark neden önemlidir?
Diyelim ki bir yazar bin adet kitap bastırdı. Kitaplar teknik olarak var; ancak depolama alanı, fatura ve satış düzeni, kitabevi bağlantısı, çevrim içi satış sayfaları ve tanıtım planı yok. Bu durumda yazar bir ürüne sahip olur, fakat işleyen bir yayın sistemine sahip olmaz.
Başka bir örnekte kitap az sayıda basılmış olabilir; buna karşılık metin iyi hazırlanmış, hedef okur tanımlanmış, satış sayfaları açılmış ve uzun vadeli iletişim planı kurulmuştur. İkinci kitap fiziksel olarak daha az sayıda bulunmasına rağmen yayıncılık bakımından daha güçlü bir başlangıç yapar.
Sorun baskı hizmetinde değildir. Aile tarihçesi, kurum içi çalışma, etkinlik kitabı veya sınırlı çevreye dağıtılacak bir hatıra eser için yalnızca baskı yaptırmak tamamen doğru bir tercih olabilir. Sorun, baskının ticari yayıncılıkla karıştırılmasıdır.
Bir teklifin baskı mı yayıncılık mı olduğunu nasıl anlarsınız?
Teklifte yalnızca ebat, sayfa sayısı, kâğıt, cilt ve adet yazıyorsa büyük ölçüde üretim hizmeti görüyorsunuz demektir. Yayıncılık teklifinde ise metne ne yapılacağı, kimlerin çalışacağı, kaç tur kontrol öngörüldüğü, yayın haklarının nasıl kullanılacağı, satış kanalları, dağıtım kapsamı, raporlama ve telif koşulları da açıklanır.
Şu soruları mutlaka sorun:
- Metni kim, hangi kapsamda edit edecek?
- Kapak ve sayfa tasarımında kaç düzeltme hakkım var?
- ISBN ve bandrol işlemlerini kim yürütecek?
- Kitap hangi satış kanallarında listelenecek?
- Fiziksel dağıtım ile internet sitesinde listelenmek nasıl ayrılıyor?
- Baskı adedi ve yeni baskı kararı nasıl belirlenecek?
- Satış ve iade bilgilerini nasıl göreceğim?
- Telif hangi tutar üzerinden ve ne zaman hesaplanacak?
- Sözleşme bittiğinde haklar ve kalan stok ne olacak?
Kitabevinde görünmek İle satış sistemine girmek aynı şey değildir
Bir kitabın çevrim içi mağazada ürün sayfasının açılması önemlidir, fakat tek başına yaygın dağıtım anlamına gelmez. Kitabevlerinin satın alma, stok, raf, iskonto ve iade kararları vardır. Dağıtımcıya teslim edilen her kitap her mağazanın rafına otomatik olarak girmez. Yazarın “nerelerde satılacak?” sorusuna marka isimlerinden oluşan belirsiz bir liste yerine, sistemin nasıl işleyeceğini anlatan cevap istemesi gerekir.
Doğru hedefi belirlemek
Önce kitabınızdan ne beklediğinizi belirleyin. Elli kişilik bir çevreye sunacağınız anı kitabı ile ulusal ölçekte okura ulaşmasını istediğiniz bir roman aynı planı gerektirmez. Eğitim ve danışmanlık faaliyetlerinizi destekleyecek uzmanlık kitabının satıştan çok itibar ve iş geliştirme hedefi olabilir. Hedef değiştikçe yayın modeli, adet, bütçe ve tanıtım biçimi de değişir.
Sonuç olarak bastırmak kitabı fiziksel hâle getirir; yayımlamak ise onun okurla buluşacağı bütün ortamı kurar. Bir teklif alırken kaç kitap teslim edileceğinden önce, o kitabın neden, kimin için ve hangi sistem içinde yayımlanacağını sorun. Yaz Yayınla’da bir dosyaya yaklaşırken üretimi, editoryal niteliği ve okura ulaşma planını aynı masada değerlendirmemizin nedeni de budur.
